Sürükleyicilik için…
Soluksuz okunan yazıların, türü ne olursa olsun, tek ortak noktalarının titizlikle işlenmiş bir yükseliş olduğunu biliriz. Dramatik yapının ustaca kaleme alındığı, giderek arttığı bir yazı, anlatılmaktan, izlenilmekten çok daha etkilidir. Rahatlık alanınızdan çıkarak, normal açıklama yöntemlerinizin sınırlarını zorlayarak istediğiniz etkiyi verebilirsiniz. Aşağıda yazdığım birkaç yol “nasıl” sorunuza yanıt verecektir umarım…
Geri dönüşler kullanın
Belki de bu en eski ve en sık kullanılan yöntemlerden biri ve dolayısıyla en çok işe yarayanı. Geçmiş ve anlatılan zaman arasında bağ kurmak, bilgi boşluklarını doldurmak için okuyucuya verebileceğiniz en muhteşem hediyelerden biridir. Sürpriz ve beklentinin en üst sıralarındaki yeri kaptırmamak için tüm kurgunuz sizin elinizde olmalı. Okuyucunuzun sizi kovalamasını sağlamalısınız. Anlatınızın ilerleyen bölümlerinde küçük kaçışlar ve bir noktada okuyucunuz tarafından yakalanılmanız, üretiminizi arttıracaktır. Geri dönüşlerde dikkat edeceğiniz en önemli konu, temel yapı ve zamanı unutturmayacak kadar uzatmamanız. Bazen yazarlar belirgin bir neden ya da yön göstermeksizin geri dönüşe atlarlar. Bunun akıl karıştırıcı olmaması gerekir. Okuyucularınızın sonu tahmin etme şansını azaltmak istiyorsanız bu iyi olabilir, ama ayrıca kitabınızın bitmeden kapağının kapanmasına da neden olabilir ki, bunu hiç istemeyiz.
Ortaya birkaç ipucu bırakın
İlk dersimizde kartlara yazdığımız sahneleri hatırlıyor musunuz? Onları önünüze alıp teker teker bakma vakti geldi. Sadece bakmak yetmez, eklemeler yapmaya ne dersiniz? Hani şu okuyucu için aralara serpiştirdiğiniz sürprizler vardı ya, onları birbirleriyle bağlantılandırmak için kartlarınıza küçük rötuşlar yapabilirsiniz. Okuyucunun tahminlerini yanıltmak sürekliliğinizi doruk noktasına çıkarmaya destek olacaktır. Ancak elbette aşırıya kaçmamakta yarar var. En iyi teknik belirli ayrıntıları belirsizlerle birleştirmektir.
Hiç hesapta olmayan karakterler dahil edin
Okuyucu tarafından okunamayan, öngörülemeyen ya da başka şekilde bilinmeyen, ilk kez rastladıkları karakterler öyle olağanüstüdür ki… Sadece“ne yapacak acaba?” sorusunu değil, daha da önemlisi “neyi değiştirecek?” sorusunu sordurmanız bile muhteşem olacak. Karakteri tanıtmaya başladığınızda öngörülemeyen bir ilginin de odağa olabilirsiniz. Belirsizlikleri hesaplamak da sizin elinizde. Okurların her şeyin içinde olmasına izin vermeniz, ilgiyi arttıracak. Ancak sakın unutmayın, belirsiz ve belki de başıboş karakterinizin iplerini elinizden bırakmayın. Bilinen ve bilinmeyen arasındaki çizgiyi tam olarak gerçekleştirmenin ve aktarmanın nasıl olacağı size kalmış.
Uçurumlar oluşturmaktan korkmayın
Kreşendolar devreye girmeye hazır. Sıradan bir yöntem gibi görünse de doğru yapıldığında zirveyi zorlayabilir. Birden fazla anlatıcıya sahipseniz bir belki de birini uçuruma yollama vakti gelmiştir. Yukarıdaki geri dönüş yöntemlerini hatırladınız mı, işte yeniden davet edeceğini bildiğiniz anlatıcıya şimdilik ara verebilirsiniz. Bunu yaparken uzunluğa dikkat etmelisiniz. Çok ağdalı ve yorucu bir vazgeçiş sizi yormaz belki, belki yazmaktan büyük zevk alırsınız, ama paylaştığımız kişinin okuyucular olduğunu ve onları asla hüsrana uğratmamamız gerektiğini biliyoruz. Uzun bekleyişlerin orantılı olarak ödüllendirileceğini unutmayın.
Hep bir adım önde olun
Bir sahne inşa ederken, sadece belirli anları betimlemek en iyisidir. Bu aynı zamanda bir sonraki sahne ve ideal olarak anlatının geri kalanı için zemin hazırlamanızı sağlar. O yüzden sahne kartlarından hikaye haritasına, karakter analizlerinden kurguya tamamen hakim olamadığınız bir roman ya da öykü yapınız varsa, tüm iddialı kelimeleriniz cümleleriniz, dramatik etkiyi yükseltecek fikirleriniz ilerleme sorunları ve hiç düzeltilmeyecek, terk edilmiş öğelerle dolacaktır. İşiniz çok gibi görünse de tatmin edici bir eser için planlamaların hepsine ihtiyacınız olacak.
Aralık,2019 – Antalya
Figen Bahtoğlu – Yazarlık İpuçları
Yorum bırakın